BENİM Süheyl Batum'u eleştirmem ile Başbakan Erdoğan'ın Süheyl Batum'u eleştirmesi arasında fark var.
Başbakan Erdoğan, Süheyl Batum'u...
- Orduya “kâğıttan kaplan” dediği için...
- “Kahraman” ordumuzu küçük düşürmeye yeltendiği için...
- ABD'nin ordunun içini boşalttığını iddia ettiği için...
- Orduyla top gibi oynadığı için...
Kıyasıya eleştirdi.
Oysa ben Süheyl Batum'u, “ordu eleştirisi” yaptığı için eleştirmedim.
Ben ona, ordunun darbe yapacak, güç gösterecek, kodu mu oturtacak bir yanının kalmaması karşısında hayıflandığı için, hatta öfkelendiği için itiraz ettim/ediyorum.
* * *
Mesele şudur:
Ordu eleştirisi yapmak hepimize helaldir.
Ordunun gücünü sorgularız, dış bağlantılarıyla ilgili ileri geri konuşuruz ve hatta icabında top gibi oynarız.
Ama şunu yapamayız:
“Ey ordumuz, sen eskiden amma da güçlüydün, kodun mu oturturdun, ne oldu sana ne oldu?” diye ağlaşamayız.
Çünkü bu tavır, demokrasi itikadına göre kesin ve açık haramdır.
Kısacası...
Süheyl Batum'a, “Vay! Demek sen bin kaplan gücündeki kahraman ordumuza kâğıttan kaplan dedin ha!” diye çıkışmak, tipik AK Parti kurnazlığından başka bir şey değildir.
* * *
“Tipik AK Parti kurnazlığıdır” diyorum.
Çünkü...
“İyi ki bu generallerle savaşa girmemişiz” sözünü anımsıyorum.
“Otur oturduğun yere, sen benim memurumsun” sözünü anımsıyorum.
Neyse... Uzatmayayım...
Demem o ki:
Eğer mesele “Kahraman orduma laf söyletmem arkadaş!” boyutuna taşınırsa...
Torba olmadıkları için büzülemeyen ağızlar haklı olarak şöyle konuşurlar:
“Bülent Abi yapınca demokrat, Süheyl Hoca yapınca ordu düşmanı... Şeytan bunun neresinde ağalar?”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder