KURAN'DA ARA

10 Şubat 2011 Perşembe

Ah Süheyl Batum ah...

BAKIYORUM da herkes “Süheyl Batum müfessiri” kesilmiş.
“Süheyl Batum aslında öyle demek istemedi, aslında böyle demek istedi” tarzı mesajlar uçuşuyor havada.
Hani bir ara Başbakan Erdoğan tepki çeken bir açıklama yaptığında Akif Beki hemen çıkar “Başbakan aslında öyle demek istemedi” derdi ya...
Hani sırf bu yüzden Akif'e “Akif de ki” diye lakap bile takılmıştı ya...
Tıpkı onun gibi bir durum.
* * *
Süheyl Batum aslında “Ordu darbe yapamayacak kadar güçsüzleştirildi” demek istememiş...
Peki ne demek istemiş?
“Ordu kendi hakkını bile koruyamayacak kadar güçsüzleştirildi” demek istemiş.
Hadi böyle dediğini kabul edelim, bu bile yeterince “orducu” ve “hukuk dışı” bir açıklama değil mi?
Ne yani?
Türk Silahlı Kuvvetleri'nden hukuki sürece müdahale etmesi mi bekleniyordu? Genelkurmay, Adliye binalarına tank mı sürecekti? Silivri'ye özel kuvvetler göndererek tutuklu subayları mı kurtaracaktı?
Ne yani?
Ben yargılanacağım, sen yargılanacaksın sesini çıkaracak kurumsal bir yapı olmayacak ama iş subayların yargılanmasına gelince Türk Silahlı Kuvvetleri çıkıp “Hop, bizim adamlarımızı yargılayamazsınız” diye tavır mı koyacak?
Ne yani? Türk Silahlı Kuvvetleri, cumhuriyet savcısına “Kozmik odama girersen seni perişan ederim” diye tavır mı koyacak?
Ne yani?
Güç sadece Tuncay Özkan ya da Mustafa Balbay'a mı yetecek? Subaylara yetmeyecek mi?
Ne yani?
Ortada “ordu” adı altında hükümetten tamamen bağımsız, yekpare bir yapı mı var? Ve bu yapı, suçlu ya da suçsuz, adamlarından birinin başına bir iş geldiğinde topyekûn ayağa mı kalkacak?
Şunu demek istiyorum:
Eğer ortada bir haksızlık, hukuksuzluk, komplo falan varsa ana muhalefet partisinde görev yapan Süheyl Batum'a düşen görev, “Ah ulan ah... Biz orduyu kaplan sanıyorduk, tıraş çıktı” diye hayıflanmak değil, sistemli, istikrarlı ve ikna edici tarzda bir mücadeledir.
* * *
İşte bakın:
Genelkurmay bir açıklama yaptı, “Beni bu işlere karıştırma Süheyl Hoca... Ben güvenlik işine bakarım. Bir siyasetçi olarak sen git derdini halka anlat” diyor.
Peki bu açıklamaya karşı Süheyl Hoca ne diyor?
Yine bin türlü tefsire açık, karmaşık, dolambaçlı, anlaşılmaz, işin içinden çıkılmaz, özetlenemez, “Ben öyle demedim, böyle dedim” türü laflar...
Kendi tutarlılığını koruma adına bile olsa, “İşte ordunun kâğıttan kaplan haline geldiğinin göstergesi” bile diyemedi.
Peki sizce de yazık olmuyor mu koskoca anayasa profesörüne...

Hiç yorum yok: